Skip to main content

Masumiyet

Bir şarkıda "masum kalmak için" yarattıkları dünyadan bahsediyordu. Sorular oluşturdu beynimde anında. Masumiyet nedir? Szölükte suçsuz, günahsız, temiz, tarzı tanımlamalar yapılmış. Suçsuzluk ise göreceli işlense de görecesizdir. Masumiyet görecesiz ise herkes tarafından aynı algılanması gerekmez mi? O yüzden "bence" diyerek başlayamam paragrafıma. Bir çok insan masum değil bu durumda. Suçlarımız günahlarımız vardır mutlaka. Ama büyük resimde de süper masumuz. Ya boyle geveledim ama. Demek istediğim şeye direkt dalmalıydım. Masum değilsiniz. Sizi seven insanları incittiğiniz için. Onları kırdığınız bozdugunuz ve hayatlarını mahvettiğiniz için. Oysa bir hırsızın bile daha masum oldugunu düşünüyorum. Bir arabanızı çaldı diyelim. Ama hayatınız devam ediyor sonunda, bazı insanlar duygusal açıdan daha büyük sonuçlarla karşılaşır ayrılıklarda. Bazı insanlar da bu suç karşısında neleri neleri hakederler de. Masum kişi onu incitecek en ufak bir şeyi yapmaz. İşte bu insanın içinde olan bir sosyapatlık hissinden gelir. Bu yazı burda dursun. Sonra döünp devam edeceğim. Kafam yerinde değil.

Comments

Popular posts from this blog

Mide krampına ne iyi gelir ?

Hemen "Sadete" gelmeyeceğimi bilerek okumaya başlamanız tavsiyem. Bu sebeple, şimdi ciddi bir kramp sancısı yaşıyorsanız, özrü bir borç bilirim. Keza çok korkunç bir ağrı oldugunun farkındayım sık sık yaşayan bir birey olarak. Anlamadığım noktaya değinmeliyim önce. Neden internette bir allahın kulu bunu paylaşmamış? Boylesi sık yaşanan bir sorun, neden çözümsüz? Hiç anlam veremediğim bir durum. Yaşayan herkes sabahlara kadar sancılar çekmiş, nefes alamamış, su bile içememiş. Boylece çözümsüzce sabahlara kadar sancılanmışlar mı yani. "O sancı nasıl bir şey" bilen kişiler sabaha kadar çekmenin ne melem bir durum oldugunun farkındalardır. Tarifi olmayan bir acıdır bu. Mideniz, imkansızı başarmış bir organ olarak. Oracıkta kendine acımaya koyulmuştur. Burkulmuş bir bilek gibidir; Hatta çatırt diye kırılmış boyle odunu ikiye yarar gibi. Bu acıyı nasıl tarif edeceğimi bilmiyorum. Zavallı biz duygusal krampların cazibe nokatalarıyız. Mideye krampın girme nedenleri de…

Dinazor mu? Dinozor mu?

Eveeeet.... Son ki üç dört....... Uzun bir nefes aldım şuan ama burnum tıkalı. Hastayım. Grip. Geçiyor sanırım. Bünye bu çabalıyor en nihayetinde. İzlediğim bir şey beynimde gidip gelmelere ve aslında neredeydim'i hatırlamama vesile olurken. "Ulan!"dedim. Hatta "wulan" dedim. "bunlar benim yaşadığım ve hatırladıklarıma paralel mi. Yoksa beynim sahip olmadığım o romantikliğe mi döndü. Hiç yaşamadım mı o anıları. Boşlukları uyduruyor muyum kendime göre."..... Bunu sıklıkla yaptığım görülmüş şey. Kendimden şüphe etmeme de neden oluyor. Ama Oruç Aruoba, şiirleri sonra benzer mekanlarda geçmiş zamanlar. Sanki bir eskiye dönmeler. Benzer kelamları etmişlik ama artık anlamsızlığına uzanmışlık. Bozcadaya gitme isteği de cabası. Napacaktık ki orda? Öyle ahım şahım bir şey değil. Ama çok önemli bir şey. Siz getirin yapacak birşeyler aklınıza bu noktada. Eskiden bir nihilistlik denizinde yüzerdim. Ne güzeldi lan!? Demek o zaman moda buydu diyorum. AAA be…

yok bişe

her yanda bloglar açıyorum her yere bir şeyler yazma sorumlulugu taşıyorum ama hiç bir görevimi yerine getirmeyecek kadar tembelim.
o sebepten bir müddet buralar bole boş kalcak.